27 Haziran 2021 Pazar

Diyogenes- Sen Beni Aşağılayabilirsin Ama Ben Aşağılanmam

 

Korkuyor olmanın kölelik olduğunu, acı verdiğini kim inkar edebilir. Toplumca kabul edilmemek, evsiz işsiz kalmak, yalnız kalmak, aç kalmak, çirkin olmak insanların kabusu, korkusu olabiliyor. Peki bu korkular kölelik değil de nedir? Lüks bir otomobil için binlerce saat çalışmak kölelik değil de nedir.. Peki ne yapmalı hiçbir şey yapmadan eli kolu bağlı apatik bir yaşam mı sürmeli..
Deli mi dahi mi bilinmez ama felsefe bildiği kesin Diyojen in.. İnsanların yargılarından bağımsız olabilmenin, kendine yetebilmenin, halinden memnun olmanın, sadeliğin, felsefe bilmenin en büyük zenginlik olduğunu söylüyor Diyojen.

20 Haziran 2021 Pazar

Marcus Aurelius

 Marcus Aurelius, 40 yaşında Roma İmparatoru oldu. 

Stoa felsefesi prensiplerine göre yaşamış Roma'nın ilk ve son filozof imparatoru...

 Kitaptaki şu pasaj sanırım beni en çok duygulandıran kısımdır:

"Ondokuz yıllık imparatorluğunun onyedi yılını seferlerde, savaşlarda, çatışma, kan ve ıstırap içinde geçirmesine karşın, seferde yazdığı kitaptaki insancıllık, doğaya ve insana saygı, şefkat, sevgi, merhamet, iyilik, sadelik, zarafet ve hoşgörü temalarının fazlasıyla güçlü olması, hayli dokunaklıdır. "

____________________________________

#marcusaurelius #unutmamutlubirhayatçokazşeyebağlıdır #stoafelsefesi

26 Mayıs 2021 Çarşamba

Carl Gustav Jung

Kaygılar, korkular, huzursuzluklar, bağımlılıklar ve bağımlı olunan şeylere duyulan aşırı ihtiyaç içinde sürüklenmekteyiz. Sıkıntılarımızın, bedensel ağrılarımızın, unutkanlıklarımızın, zorlantıların ve bizi sebebini anlayamadığımız şekilde harekete geçmeye zorlayan duyguların kaynağı tam olarak neresi?
Zihinsel yalıtma taktiğiyle bilincimiz bize zarar veren ya da bizi yoran şeyleri hasıraltı ediyor. Modern hayat içerisinde evde, işyerinde, sokakta farklı kimliklere bölünüyoruz. Bu farklı durum ve ortamlarda zorlayıcılık çoksa gelsin nevrozlar gitsin psikozlar.. Sadece tek bir insan da değil tüm bir toplum ve nihayetinde dünyanın birbiriyle etkileşim halinde olduğunu söyler Jung. Şu pandemi döneminde dünya toplumu olarak içerisinde bulunduğumuz ruh hali ne güzel örnekliyor Jung'u.

Bu kitap serisinin sanırım en iyilerinden biri bu kitap.Fazla birşey beklemiyordum ama beklentimin üzerindeydi açıkçası. Sonuç olarak tavsiye ediyorum...

 20.yy ın en büyük psikiyatrlarından Carl Gustav Jung un bir diğer önemli özelliği filozof yanıdır. Jung; Freud un dediğim dedik oluşunu, katılığını, esnek olmayışını; onun hiç felsefe okumamış olmasına ve dışadönük kişiliğine bağlar. Yine de  Freud sayesinde tecride ve her türlü kötü muameleye mahkum olan ruh ve akıl hastalarını Freud dinlemiş ve hakkettikleri insani değeri vermiştir.  Jung üzerinde Freud un yadsınamaz etkisi olmuştu.
Jung;  analitik psikoloji kuramı, kolektif bilinçdışı, arketipler, tipler, bireyleşme, rüyalar ve semboller, persona, gölge, anima, animus  gibi derin kavramları psikoloji bilimine kazandıran kişidir. Üstelik Jung sadece birey üzerinden değil toplum üzerinden düşünür tüm ruh hallerini. Bunda kendini çok yönlü olarak yetiştirmiş olması;  kadim toplumlar, dinler, mitler üzerine okumaları etkili olmuştur.
Gerek psikolojiye kazandırdıkları gerekse özgün kişiliğiyle Jung tanınması, okunması gerekenler arasında.. 


#carlgustavjung #carljung #jung #



 

24 Mayıs 2021 Pazartesi

İbni Arabi-Kimi Seviyorsan, Herkesin Yüzünde Onu Görürsün - Vahdet i Vücut Felsefesi

 


Destek yayınlarının felsefe serisi.. İlk kez duydum açıkçası.. Tatlı tasarlanmış ince cep tarzı kitaplardan oluşuyor bu seri. İbni Arabi bunlardan biri. Bu kitaplar genelde kısaca kişi hakkında fikir edinmeyi sağlayan, ansiklopedik bilgi verme görevi görüyor. Bu anlamda gençler ve felsefe alanına ilgisi yeni filizlenen her yaştan kişi için güzel bir sunum..

Kitabın girişinde kısaca Muhyiddin İbni Arabi hazretlerinin yaşamına değinilmiş. Sonrasında Vahdet i Vücut öğretisine değinilmiş.  Nefs, üzerinde durulan bir diğer önemli kavram. Peygamber Efendimizin 'Nefsini bilen Rabb' ini bilir' sözünden yola çıkan İbni Arabi, insanın sürekli nefsiyle mücadelede olduğundan bahsediyor. Kişinin kibri, hırsları, tüm yapıp ettiklerini vicdan süzgecinden geçirip yanlışlarını farkedebilmesi onu Allah'a yaklaştırmaktadır. Arabi, bu dünyanın, madde aleminin gelip geçici, rüya-hayal aleminden ibaret olup asıl Gerçek'in Yüce Allah olduğunu söyler.  Şüphesiz ki yüce Allah ı, Peygamber Efendimizi, Kuran ı Kerim i, sohbetlerinde ve kitaplarında en muazzam şekilde açıklayan, anlatanlardan biri olan İbni Arabi, dil'in sınırları olduğunu ve bunun idrakımızı engellediğinden bahseder.

İbni Arabi, hemen her sohbetini Peygamber Efendimizin sırlarla dolu en sevdiği dualardan o şu duayla bitirirmiş: " Allahım, bize hayrı işitir ve hayra öğrenmiş kıl. Allahım bizi afiyetle rızıklandır ve afiyetimizi devamlı kıl. Allahım, kalplerimizi, sana olan sevgimizle, yanlış olanı yapmaktan uzak durmamız sağlayacak iyilikle birleştir. Senin sevdiğin ve razı olduğun şeyleri yapıp başarmamızı sağla."


"Maddi hayata tapanlar, deniz suyu içenlere benzerler. İçtikçe susuzlukları artar." 


4 Aralık 2020 Cuma

KOKOLOJİ

Bil Bakalım Sen Kimsin? KOKOLOJİ Kendini Keşfetme Oyunu..
.

Eğlenceli psikolojik testlere, oyunlara düşkün olanlar kadar bir o kadar da sevmeyen olduğunu biliyorum. Sevenler için tavsiyem mutlaka kitapsever olarak raflarda gözünüze ilişmiştir bu kitap fakat edinmediyseniz gönül rahatlığıyla edinebilirsiniz. 
.
.
Kısa durum, olay anlatılarına ve bu anlatılar üzerinden sorulan sorulara verdiğiniz yanıtların, çağrışımlarınızın psikolojik açıdan değerlendirilmesine dayanan eğlenceli bir kitap.  Kitabın iki yazarı var biri Japon Prof Saito, ki Saito uzmanlığı psikoloji olan bir biliminsanı, diğeri ise kitabı eğlenceli hale getiren Nagao. İşin bilimsel kısmı hakkında birşey diyemeyeceğim bana batı literatüründeki Beier Cümle tamamlama testini çağrıştırdı mesela. Fakat onda çağrışım var sadece, fakat bu kitap sizi değerlendiriyor aynı zamanda.  Çağrışım her türlü iyidir, hem sağaltım sağlar hem de zenginleştirir yaratıcı kılar bizi. O sebeple hem eğlenceli hem de faydalı.
.
Bu kitabı yıllar önce almıştım. Arada  rastgele bir sayfa açıp Kokoloji Oyunu 'nu kendi kendime oynuyorum.  Aradan zaman geçtikten sonra tekrar tekrar elinize alıp gözden geçirebilirsiniz, hatta sorulara verdiğiniz yanıtların ruh halinize göre ve zaman içinde değiştiğini görebilirsiniz. 
.
Kokoloji kitabı çok sevildigi için yeni oyunlarla devam etti, Kokoloji 2 ve 3 ü de yayınlandı ama ne yazık ki henüz bu kitapları edinmedim. 
.
Son olarak bu kitaptaki oyunları yalnız oynamaktan ziyade grup halinde oynamanın daha zevkli olduğu ve  insanları birbirine yaklaştırdığı, bu sebeple kitabın beraberce okunması tavsiyesi yazarlarımıza ait...
.
.______________________________________________

1 Kasım 2020 Pazar

Fedailerin Yuvası Alamut Kalesi- Peter Willey

Uzun zamandır okumak istediğim bir kitaptı Alamut. Öncelikle, kitabın,  tarih okumayı pek sevmeyenlerin bile kolayca okuyabileceği bir dili olduğunu belirtmeliyim. Batılı bir araştırmacının yazdığı bu kitapta, Fatımi dönemdeki İsmaili düşünürlerin Yunan felsefesini Hristiyan dünyasından çok daha iyi bildiklerini, yine bu dönemde halk için okul, kütüphane ve fakülteler açıldığını anlatıyor. Bu, kitabın en ilgimi çeken kısmı oldu. Haşhaşilik' in Marco Polo 'nun efsanelerine dayandığından ve dilden dile abartıldığından  bahsedilmiş. Ismaililerin savunma amaçlı inşa ettikleri kaleleri anlatılırken, Hasan Sabbah in Selçuklulardan 'Cahil Türkler'  diye bahsettiği, sert ve baskıcı tutumlarından yakındığı dile getirilmiş.

16 Haziran 2020 Salı

Beş Sevim Apartmanı

Başlangıçta diyecektim ki üstat Hüseyin Rahmi Gürpınar'dan bu yana cinli, perili efsunlu hikayeler; son dönemde gülünçlü kitaplar içerisinde bolca yer alıyor. Ama baktım ki kitap mizahla başlar gibi oldu, trajediler, dramlar anlatıldıktan sonra nihayetinde cinayet romanına döndü. Ruh ve akıl hastaları n'olur mizah(ımsı) kitaplara malzeme olmasın, bir yandan toplumsal sorunları da vurguluyorum bahanesiyle. Çünkü bu hastalar çok acı çekiyor, onkoloji hastası nasıl mizah konusu edilmiyorsa, psikiyatri hastalarına da aynı özen  gösterilmeli.. evet bu tip  kitaplar çok okunuyor, eğlendiriyor vs ama sonra bir an uyanıp ben ne yapıyorum diyorsunuz..sanırım bu ara içinde  "deliler" olan bu tür kitaplardan uzak durmalıyım..
Yalnız kitabın kapak tasarımını sevdim, konuyla alakalı(apartmanın ilk sahibine gönderme yapmış) ve orijinal olmuş..

Ihlamurlar Altında

Bu dev ıhlamur ağaçları insanı sarhoş eden mis gibi bir koku  yayıyor etrafa.. evin içi hep mis kokuyor.. bir şişeye dolduruluverse ya...

25 Mayıs 2020 Pazartesi

Camdaki Kız, Gülseren Budayıcıoğlu

Yazarlar, kitaplarıyla açar kendilerini okuruna.  Bir yazarın tüm kitaplarını okuduysanız, o yazar artık aileden biri, bir yakınınız gibidir.

Gülseren hocanın, okuru olarak, Ankara'daki kırmızı dekorlu, mona lisa tablolu, içinde her zaman bir vazo taze çiçek bulunan odasının bir müdavimi gibi hissediyorum kendimi. Yardımcısı anaç, enerjik Tuna Hanımı tanıyor gibiyim. Her ikisini de yolda görsem boyunlarına sarılacak gibiyim. Bu samimiyeti, sıcaklığı okuruna veren, hissettiren tabii ki Gülseren hoca.

Eğer gündelik insani konu ve olaylardan usandıysanız, kurgu edebiyat sevenlerdenseniz, Gülseren hocanın tamamen gerçek yaşam öykülerini kaleme aldığı kitaplarını öneremem. Ancak onun kitaplarını okumak asla zaman kaybı olmadığı gibi sağlayacağınız kazanımlar da cabası olacaktır.

Bu kitabında da, diğer kitaplarında olduğu gibi ana konu ve karakterlerin dışında bir de araya sıkıştırdığı kendisine gelen başka danışanların küçük öyküleriyle geçişler sağlıyor. Olay örgüsünü bu şekilde oluşturuyor. Tv dizisine yansıyan, Camdaki Kız'da geçen bir yan öykü aslında.  Üslubu kendine has, rastgele herhangi bir pasajı okuttuğunuzda ona ait olup olmadığını  söyleyebilir okuyan.  

Camdaki Kız'da aşk, ayrılık,aldatılma psikolojisini işliyor Gülseren hoca. Hayatın içinden, bilindik öyküler.  Niçin benzer öykülerin tekrar tekrar yaşandığının yanıtıysa hocamızda. Kendi vicdanının  insana yaşattığı cezalar; çocukluğundan beri kendini tekrarlayan kader motifinin de bir sonucu.  

Kitaplarında, Gülseren hocanın, başkalarının bunca acı ve felaketlerinden bahsederken satır aralarında kendi mutlu çocukluğu, zarif anne babası; uyumlu, paylaşımcı kardeşleri; yakışıklı akıllı,ona çok aşık eşi ve yine güzel, akıllı başarılı çocuklarından bahsetmesi birçok kişi gibi beni de biraz yadırgatmıştı. Sonradan onu çok iyi anladım ve hakkını teslim ettim. Mesleği gereği, o kadar çok, ahlak ve akıldışı ilişki, kişi ve olayla karşılaşmış ki güzel yaşantıları takdir etme gereği duyuyor. Dile kolay bunca kötü yaşam (ensest, ahlakdışı çapraşık ilişkiler, ve sözde bunun adına ölme öldürme)  sadece bizim coğrafyamızda değil tüm dünya toplumlarında sanılandan daha yaygın.

Bol keyifli okumalar..

22 Mayıs 2020 Cuma

Kral Kaybederse, Gülseren Budayıcıoğlu

Kitabı okuyalı aylar oldu. O yüzden ayrıntıyı hiç hatırlamıyorum. Halihazırda kitabı okumuşken yazsaydım iyi olurdu ama bugüne  kısmetmiş. 
 Gülseren Budayıcıoğlu'nun okuduğum ilk kitabı 'Kral Kaybederse'.. Zaten bu kitabın akıcılığı, bana yazarın diğer tüm kitaplarını okuttu. 
Klasikleşmiş edebi eserlere baktığınızda, edebiyatçıların çok iyi psikolojik analizler yaptığına tanık olursunuz. Bu kitabın yazarı bir psikiyatrist. Belki bir edebiyatçı değil ama anlatısına serptiği psikolojik analizler kitabını çekici kılmış. 
Kitaptaki baş karakterler: Adam, karısı, adamın metresi (kibarca sevgilisi). Bilindik hikaye. Aslında dışarıdan bakıldığında çapraşık, hatta bazen manasız mantıksız görünen ilişki türleri, insan davranışları; kişinin çocukluğundan gelen bağlanma stilleriyle ilgilidir. Güvensiz bağlanma, kaçınmacı ve kaygılı bağlanma stiline sahip kişiler sağlıklı ilişkiler kurmakta oldukça zorlanırlar. Bunun dışında düşük özsaygı da kişiyi yanlış partnerlere yönlendirebiliyor. 
Gülseren Budayıcıoğlu'nun sık sık bahsettiği 'kader motifi' dediği şey, şema terapide geçen, olumsuz şema'lardan aslında. Sözgelimi bir kişinin şikayet ettiği, hep aynı  tip insanları sürekli yaşamına çekmesi gibi. 
Kitabın insanlarca sevilme sebebi aslında toplumda sıkça rastlanan olayların, ilişkilerin güzel özetlenmesi. Senaryoya çok uygun bir metin.  Detayları unutma sebebiniz de tam da bu, bir insanın içinde tüm insanlığı bulabilme meselesi aslında . 

Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa- Ayfer Tunç

😱Deliler" çoğu kere tiyatro eserlerine ve edebi eserlere konu olmuştur. Çünkü, "deliler"in olduğu yerde gülünçlü olaylar olur. Bir de yazarın da deyimiyle kim akıllı kim deli belli olmayan şu dünyada; günlük yaşamda etrafımızda, isyerimizde, evimizin içerisinde hatta aynaya baktığımızda karşımızda birçok tatlı deli görürüz.
😱Yazarımız, bir Ruh Sağlığı Hastanesi nin hizmetlisinden başhekimine kadar tüm personelinin tatlı deliliklerini eğlenceli bir dille anlatıyor.
😱Kitap, başlangıçta, iç-içe geçmiş kişi tasvirleriyle biraz ağır ilerliyor. Insanlar zinciriyle karşılaşıyorsunuz adeta. Hemen hemen birbiriyle rastlaşan her insanın hayatına değinmiş yazar.
😱Başlangıçta sıradan insanların hayatlarında özellikle eşlerinin vurduğu hançerlerden hafifçe eseneklenenler anlatılmış. Ama kitapta ilahi adalet de söz konusu, eden bir şekilde buluyor.
😱Bazen anlatılan kişinin atalarından da bahsedilerek 100 yıl kadar gerilere sıçranmış, tarihi bir mizansenin içinde buluyorsunuz kendinizi. Hikaye içinde hikaye, kitap içinde kitap okuyorsunuz. Fakat kişiler ve olayların ayrıntısına girmeden adeta daldan dala atlayarak okuyup geçiyorsunuz. Kitabın yazımında bir hız var. Öyle baş karakterler falan da yok. Kişileri yüzeysel yalayıp geçiyor detay derin analizler yapmıyor. Dile kolay 515 sayfaya 248 roman karakteri sığdıran yazar, zaten yoğun tasvirler yapamazdı. Bu kadar kişiyi nasıl saydın diyecek olursanız, arkada bir dizin hazırlamış yazarımız. Ilk ikiyüz sayfa biraz ağır aksa da, kitap sonrasında çok neşeleniyor.
😱 Keyifli, eğlenceli bir kitap.


19 Mayıs 2020 Salı

BALONCUK Gamze Akarca

BALONCUK/ Çocuk Kitabı 

🎈Pelin, her zaman çok başarılı olan bir çocuktur. Bir gün sınıfa yeni bir öğrenci gelir ve Pelin kendisini geri plana itilmiş gibi hisseder.

🎈O gece rüyasında bir kuyruklu yıldızın üstünden düştüğünü görür.🌠🌛

🎈Sabah uyandığındaysa, kendisini kocaman bir baloncuğun içinde bulur.
🎈Bakalım, sınıfa yeni gelen arkadaşı Arda, Pelin'e baloncuktan çıkması için yardım edebilecek mi...

👨‍👩‍👧‍👦 Bazen biz yetişkinlerin hiç tahmin edemediği bazı durum ve olaylar, hatta bize göre masum görünen basit bir sözcük bile çocuğun dünyasında sarsıcı olabilir. 

👨‍👩‍👧‍👦 Sevindirici olan şu ki, çocukların baş etme becerileri son derece güçlüdür.

👨‍👩‍👧‍👦 Son dönemde çok fazla çocuk kitabı yazılıyor.  Çocuk kitabı satın alırken yazarın  psikolog olmasına özellikle dikkat etmek gerektiğini düşünenlerdenim..

👨‍👩‍👧‍👦  Bu kitabı gönül rahatlığıyla alabilirsiniz. Okul öncesi ve ilkokul için uygun bir kitap. 

14 Mayıs 2020 Perşembe

YÜZÜNDE BİR YER Sema Kaygusuz

🍃Sema Kaygusuz; Otuzsekiz yılında, Dersim'de yaşananlardan sonra, Samsun'a göç etmiş bir ailede, babaannenin toruna anlattıkları ve torunun yıllar sonra Dersim'i ziyaret edişinde yaşadığı duygularla; kadim Anadolu halklarından söylence, efsane ve mitleri adeta birbiriyle kavuşturmuş. Anadolunun zengin kültürünü, eşsiz doğasını büyüleyici bir şekilde adeta şiir gibi dile dökmüş..

🍃Oldukça soyut bir dilin kullanıldığı eser; derin, katmanlı ve imgelerle yüklü. En çok kullanılan imgeler: zaman, kadın, Hızır, incir, ölüm...

🍃Kitabın ismi bile oldukça farklı: "Yüzünde Bir Yer" Babaanneden toruna bir sesleniş:Gözüm... Alnında bir yere 3.bir göz gibi..Gerçekleri görüp, algılayıp, onunla derinleştirmek...

🍃Otuzsekiz Dersim Olayları demişken, kitapta siyasi anlatılar olduğu anlaşılmasın. Bu olayın yansımaları, insani yönüyle ele alınmış ve yazar, edebî kimliğinin önüne siyasi bir kimliği geçirmemiş.

🍃Diğer eserlerini okuyanlar Sema Kaygusuz'un; edebî metinlerinin içerisine cinsiyetçilik, türcülük, sınıf ayrımı, ırkçılık  gibi hassasiyet gerektiren konuları, mesaj verme kaygısı gütmeden mesaj verme deyimiyle söylersek, ince ince metne dokuduğunu ve bunu yaparken edebi yapıyı bozmadan ustalıkla işlediğini bilirler.  Diliyorum ki yazar bu çok ince ayarı hiçbir zaman kaçırmaz ve güçlü edebiyatçı kimliğiyle anılır.

🍃Son olarak diyeceğim şu ki edebiyatımızda  güçlü kadın yazarların oluşu ve hafife alınmayacak sayıda olmaları beni çok  gururlandırıyor..


3 Mayıs 2020 Pazar

KENDİNE İHANET, Arno Gruen

Kutsanmış anneliğimiz, çocuğumuza olan sonsuz sevgimize rağmen, nasıl oluyor da cansız, mutsuz, apatik, depresif yetişkinlere dönüşüyor çocuklarımız??

Çocuklukta ihtiyaçları karşılanmamış kız ve erkek çocukların ileride nasıl dış dünyaya bağımlı, özerkleşememiş kadın ve erkeklere dönüştüğünü anlatıyor Arno Gruen. Bir de topluma baktığımızda ezilenlerin, başkalarını ezebilmek için, niçin kendilerini ezenlerin tarafına geçtiğini anlatıyor..

Iktidarlar; ideolojilerini bizde içselleştirdikçe, kendimize yabancılaşarak, kendimize ve başkalarına yaptıklarımızın farkına varamayız.  En uyumlular aslında kendi duygularına en uzak olanlardır. Ailemiz içinde ve büyük ailemiz olan toplum içerisinde hükmeden hükmedilen, ezen ezilen oldukça gerçek sevgiden bahsedemeyiz. Arno Gruen, kendimizi anlama çabamıza bambaşka bir ışık tutuyor. Üstelik bir solukta okunan yalın diliyle...

KAMELYALI KADIN Alexandre Dumas (oğul)

Alexandre Dumas'ın oğlu Alexandre Dumas Fils tarafından yirmidört yaşında kaleme alınmış ilk ve tek eseri. Pek çok klasik esere göre yalın, sade bir dil kullanılmış. Aşkın en güzel yaşanabileceği yirmili yaşlarda yazıldığı için klasikleşmiş bir hikaye "Kamelyalı Kadın".
 Kendisi de gayrimeşru olarak doğan Alexandre Dumas Fils, toplum dışına itilmiş kişilerin de erdemli yanları olabileceğini vurgular gibi. Karşılıklı çıkarsız sevginin, insanları ne ölçüde değiştirebileceğini anlatıyor. Her ne kadar opera, sinema ve tiyatro perdesine yansısa da ilk elden yazılmış eseri okumakta fayda var diye düşünüyorum. Keyifli okumalar...

ÇOCUKLUKTA İHMALİN İZİ - BOŞLUK HİSSİ Jonice Webb


"Cehenneme giden yollar, iyi niyet taşlarıyla döşelidir." sözü özellikle çocuklarımızı yetiştirirken ne kadar uyabiliyor bizlere. İyi niyetliyiz fakat farkında olmadan ne kadar büyük duygusal zararlar veriyoruz en kıymetlilerimize. 
Sabun köpüğü kişisel gelişim kitapları etrafta kirlilik yaratırken; son yıllarda bizde özfarkındalık uyandıracak çok nitelikli, değerli böylesi kitapların duyulmaya ve yayılmaya başlaması umut verici. Duyarlı anne babalara, anne baba adaylarına ve yaşadığımız toplumun geleceği çocuklarımıza değer veren herkese tavsiye ediyorum bu kitabı..

YETENEKLİ ÇOCUĞUN DRAMI Alice Miller


Psikoloji eserleri sevenlerin dikkatine.."Yetenekli Çocuğun Dramı" kitabı; ülkemizde davranışçı terapi akımınca henüz yeni yeni ele alınan çocukluk çağı travmalarına ışık tutan, 1980'li yıllarda Alice Miller tarafından yazılmış bir kült eser. Kitabın başlığı aldatıcı görünüyor adeta çocuk yetenekleriyle ilgili bir kitapmış gibi. Oysa Miller'ın bahsettiği yetenek; insanoğlunun en muhtaç ve savunmasız dönemi olan çocukluk cağında, kendisine bakan kişilerden-çoğunlukla ebeveynler- duygusal ihtiyaçlarının karşılanması için nasıl incinip, kendi benliklerinden vazgeçmek zorunda kaldıklarını ve yetişkinlerin, diğer tüm insanların duygularını anlamada ve ona göre hareket etme konusunda olağanüstü "yetenek" geliştirdiklerine ilişkin bir kitap başlığı bu.
Kitap; zeki, başarılı, duyarlı, yetenekli olduğu halde neden hala özgüvensiz, mutsuz, boşluk hissi içerisinde ve başkalarına bağımlı olan, onlardan onay bekleyen kişilerin, çocukluğunu anlatıyor. Ancak geçmişte ne yaşanırsa yaşansın artık bunun geride bırakılıp özgür olunabileceğini yani telafinin her zaman mümkün olduğunu da anlatan bir kitap. Yoğun, yüklü ve defalarca okunabilecek değerde bir kitap. Keyifli okumalar...

SEVMEYE KENDİNDEN BAŞLA Ilse Sand

Bu kitap aslında duyarlı ve hassas ruhlu kişilerin okumaları için değil; etrafında,yakınları arasında duyarlı kişiler olanların, onları biraz olsun daha iyi anlamaları için işlev görebilecek bir kitap. 
Aşırı duyarlı kişiler genellikle içedönük kişilerle karıştırılır.Aşırı duyarlı, hassas ruhlu kişilerin hassas bir merkezi sinir sistemine sahip olduğu pek bilinmez. Oysa bu kişiler, duyusal anlamda çok hassastırlar. Sözgelimi kalabalık yabancı bir ortama girdiklerinde çevredeki uyarıcılar -görüntü,ses,koku vs- duyularını aşırı şekilde uyarır. Bu da zaman zaman onların diğer insanlardan daha çabuk yorulmalarına sebep olur. Ortamı çabuk terketmeleri asosyal yada soğuk olduklarından değil aşırı uyarılmalarındandır. Yalnız kalmayı severler, derinlemesine düşünür ve hissederler, empati yetenekleri gelişkindir. Toplumsal sorunlara duyarlı; doğa, hayvan ve bitki dostudurlar.. Hassas ruhlu kişiler ile ilgili bu bilgilere ve daha fazlasına kitabı okuyarak ulaşabilirsiniz.

İNSANIN ANLAM ARAYIŞI Viktor E. Frankl,

İnsan, onurunu bir toplama kampında bile koruyabilir. Dr Frankl tam dört yıl boyunca Auschwitz Toplama Kampında, fiziksel ve ruhsal acının, umutsuzluğun en uç boyutunda ve her an ölüm korkusuyla yaşadı. Eşini, anne, baba ve kardeşlerini bu ölüm kamplarında kaybetti. Tüm yaşadıkları ve gördükleri, ona kendi terapi yöntemini geliştirme fırsatını verdi: logoterapi (anlamterapi)
Frankl'a göre insan, hayata; içten içe varoluşunda bir anlam ve sorumluluk duygusu ve bir amacı varsa bağlanır. Kendi kaderimizi ve içerdiği onca acıyı kabul ediş şeklimiz, bize, en ağır yaşam şartlarında bile, hayatımıza derin bir anlam katma fırsatı verir. İyimserlik, acılarımızı başarıya dönüştürmeye, suçluluk hissi kendimizi iyi anlamda değişime açmaya ve yaşamın sonlu oluşu bizi hayatımıza karşı daha sorumluluk sahibi olmaya yöneltir. Dünyanın en trajik deneyimlerinden biri olan toplama kamplarında bizzat bulunmuş bir psikiyatrisin otobiyografik nitelikteki bu kitabı, hayatımızı anlamlandırmamızda bize gerçekten yol gösterici nitelikte.

SON TALİKA Sabriye Cemboluk

Yerel tarih yazımı çok kıymetli yaşananları ilk elden aktarması bakımından. Özellikle savaş ve göç insanların hayatında kuşaklar arası aktarılan psikolojik sonuçlar doğurur. Bu acıdan özellikle Trakyaya ve Anadolunun her yerine dağılmış olan savaş ve göç mağduru insanları anlamak için bu kitap iyi bir fırsat ve yakın yerel tarih adına güzel bir kazanım olmuş.