Yazmak beni mutlu ediyor... Okuduğum kitaplarla ilgili duygu ve düşüncelerimi burada paylaşmayı seviyorum...
4 Aralık 2020 Cuma
KOKOLOJİ
1 Kasım 2020 Pazar
Fedailerin Yuvası Alamut Kalesi- Peter Willey
16 Haziran 2020 Salı
Beş Sevim Apartmanı
Başlangıçta diyecektim ki üstat Hüseyin Rahmi Gürpınar'dan bu yana cinli, perili efsunlu hikayeler; son dönemde gülünçlü kitaplar içerisinde bolca yer alıyor. Ama baktım ki kitap mizahla başlar gibi oldu, trajediler, dramlar anlatıldıktan sonra nihayetinde cinayet romanına döndü. Ruh ve akıl hastaları n'olur mizah(ımsı) kitaplara malzeme olmasın, bir yandan toplumsal sorunları da vurguluyorum bahanesiyle. Çünkü bu hastalar çok acı çekiyor, onkoloji hastası nasıl mizah konusu edilmiyorsa, psikiyatri hastalarına da aynı özen gösterilmeli.. evet bu tip kitaplar çok okunuyor, eğlendiriyor vs ama sonra bir an uyanıp ben ne yapıyorum diyorsunuz..sanırım bu ara içinde "deliler" olan bu tür kitaplardan uzak durmalıyım..
Yalnız kitabın kapak tasarımını sevdim, konuyla alakalı(apartmanın ilk sahibine gönderme yapmış) ve orijinal olmuş..
Ihlamurlar Altında
Bu dev ıhlamur ağaçları insanı sarhoş eden mis gibi bir koku yayıyor etrafa.. evin içi hep mis kokuyor.. bir şişeye dolduruluverse ya...
25 Mayıs 2020 Pazartesi
Camdaki Kız, Gülseren Budayıcıoğlu
Yazarlar, kitaplarıyla açar kendilerini okuruna. Bir yazarın tüm kitaplarını okuduysanız, o yazar artık aileden biri, bir yakınınız gibidir.
Gülseren hocanın, okuru olarak, Ankara'daki kırmızı dekorlu, mona lisa tablolu, içinde her zaman bir vazo taze çiçek bulunan odasının bir müdavimi gibi hissediyorum kendimi. Yardımcısı anaç, enerjik Tuna Hanımı tanıyor gibiyim. Her ikisini de yolda görsem boyunlarına sarılacak gibiyim. Bu samimiyeti, sıcaklığı okuruna veren, hissettiren tabii ki Gülseren hoca.
Eğer gündelik insani konu ve olaylardan usandıysanız, kurgu edebiyat sevenlerdenseniz, Gülseren hocanın tamamen gerçek yaşam öykülerini kaleme aldığı kitaplarını öneremem. Ancak onun kitaplarını okumak asla zaman kaybı olmadığı gibi sağlayacağınız kazanımlar da cabası olacaktır.
Bu kitabında da, diğer kitaplarında olduğu gibi ana konu ve karakterlerin dışında bir de araya sıkıştırdığı kendisine gelen başka danışanların küçük öyküleriyle geçişler sağlıyor. Olay örgüsünü bu şekilde oluşturuyor. Tv dizisine yansıyan, Camdaki Kız'da geçen bir yan öykü aslında. Üslubu kendine has, rastgele herhangi bir pasajı okuttuğunuzda ona ait olup olmadığını söyleyebilir okuyan.
Camdaki Kız'da aşk, ayrılık,aldatılma psikolojisini işliyor Gülseren hoca. Hayatın içinden, bilindik öyküler. Niçin benzer öykülerin tekrar tekrar yaşandığının yanıtıysa hocamızda. Kendi vicdanının insana yaşattığı cezalar; çocukluğundan beri kendini tekrarlayan kader motifinin de bir sonucu.
Kitaplarında, Gülseren hocanın, başkalarının bunca acı ve felaketlerinden bahsederken satır aralarında kendi mutlu çocukluğu, zarif anne babası; uyumlu, paylaşımcı kardeşleri; yakışıklı akıllı,ona çok aşık eşi ve yine güzel, akıllı başarılı çocuklarından bahsetmesi birçok kişi gibi beni de biraz yadırgatmıştı. Sonradan onu çok iyi anladım ve hakkını teslim ettim. Mesleği gereği, o kadar çok, ahlak ve akıldışı ilişki, kişi ve olayla karşılaşmış ki güzel yaşantıları takdir etme gereği duyuyor. Dile kolay bunca kötü yaşam (ensest, ahlakdışı çapraşık ilişkiler, ve sözde bunun adına ölme öldürme) sadece bizim coğrafyamızda değil tüm dünya toplumlarında sanılandan daha yaygın.
Bol keyifli okumalar..
22 Mayıs 2020 Cuma
Kral Kaybederse, Gülseren Budayıcıoğlu
Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa- Ayfer Tunç
😱Bazen anlatılan kişinin atalarından da bahsedilerek 100 yıl kadar gerilere sıçranmış, tarihi bir mizansenin içinde buluyorsunuz kendinizi. Hikaye içinde hikaye, kitap içinde kitap okuyorsunuz. Fakat kişiler ve olayların ayrıntısına girmeden adeta daldan dala atlayarak okuyup geçiyorsunuz. Kitabın yazımında bir hız var. Öyle baş karakterler falan da yok. Kişileri yüzeysel yalayıp geçiyor detay derin analizler yapmıyor. Dile kolay 515 sayfaya 248 roman karakteri sığdıran yazar, zaten yoğun tasvirler yapamazdı. Bu kadar kişiyi nasıl saydın diyecek olursanız, arkada bir dizin hazırlamış yazarımız. Ilk ikiyüz sayfa biraz ağır aksa da, kitap sonrasında çok neşeleniyor.
😱 Keyifli, eğlenceli bir kitap.
19 Mayıs 2020 Salı
BALONCUK Gamze Akarca
14 Mayıs 2020 Perşembe
YÜZÜNDE BİR YER Sema Kaygusuz
🍃Sema Kaygusuz; Otuzsekiz yılında, Dersim'de yaşananlardan sonra, Samsun'a göç etmiş bir ailede, babaannenin toruna anlattıkları ve torunun yıllar sonra Dersim'i ziyaret edişinde yaşadığı duygularla; kadim Anadolu halklarından söylence, efsane ve mitleri adeta birbiriyle kavuşturmuş. Anadolunun zengin kültürünü, eşsiz doğasını büyüleyici bir şekilde adeta şiir gibi dile dökmüş..
🍃Oldukça soyut bir dilin kullanıldığı eser; derin, katmanlı ve imgelerle yüklü. En çok kullanılan imgeler: zaman, kadın, Hızır, incir, ölüm...
🍃Kitabın ismi bile oldukça farklı: "Yüzünde Bir Yer" Babaanneden toruna bir sesleniş:Gözüm... Alnında bir yere 3.bir göz gibi..Gerçekleri görüp, algılayıp, onunla derinleştirmek...
🍃Otuzsekiz Dersim Olayları demişken, kitapta siyasi anlatılar olduğu anlaşılmasın. Bu olayın yansımaları, insani yönüyle ele alınmış ve yazar, edebî kimliğinin önüne siyasi bir kimliği geçirmemiş.
🍃Diğer eserlerini okuyanlar Sema Kaygusuz'un; edebî metinlerinin içerisine cinsiyetçilik, türcülük, sınıf ayrımı, ırkçılık gibi hassasiyet gerektiren konuları, mesaj verme kaygısı gütmeden mesaj verme deyimiyle söylersek, ince ince metne dokuduğunu ve bunu yaparken edebi yapıyı bozmadan ustalıkla işlediğini bilirler. Diliyorum ki yazar bu çok ince ayarı hiçbir zaman kaçırmaz ve güçlü edebiyatçı kimliğiyle anılır.
🍃Son olarak diyeceğim şu ki edebiyatımızda güçlü kadın yazarların oluşu ve hafife alınmayacak sayıda olmaları beni çok gururlandırıyor..
3 Mayıs 2020 Pazar
KENDİNE İHANET, Arno Gruen
Kutsanmış anneliğimiz, çocuğumuza olan sonsuz sevgimize rağmen, nasıl oluyor da cansız, mutsuz, apatik, depresif yetişkinlere dönüşüyor çocuklarımız??
Çocuklukta ihtiyaçları karşılanmamış kız ve erkek çocukların ileride nasıl dış dünyaya bağımlı, özerkleşememiş kadın ve erkeklere dönüştüğünü anlatıyor Arno Gruen. Bir de topluma baktığımızda ezilenlerin, başkalarını ezebilmek için, niçin kendilerini ezenlerin tarafına geçtiğini anlatıyor..
Iktidarlar; ideolojilerini bizde içselleştirdikçe, kendimize yabancılaşarak, kendimize ve başkalarına yaptıklarımızın farkına varamayız. En uyumlular aslında kendi duygularına en uzak olanlardır. Ailemiz içinde ve büyük ailemiz olan toplum içerisinde hükmeden hükmedilen, ezen ezilen oldukça gerçek sevgiden bahsedemeyiz. Arno Gruen, kendimizi anlama çabamıza bambaşka bir ışık tutuyor. Üstelik bir solukta okunan yalın diliyle...
KAMELYALI KADIN Alexandre Dumas (oğul)
ÇOCUKLUKTA İHMALİN İZİ - BOŞLUK HİSSİ Jonice Webb
"Cehenneme giden yollar, iyi niyet taşlarıyla döşelidir." sözü özellikle çocuklarımızı yetiştirirken ne kadar uyabiliyor bizlere. İyi niyetliyiz fakat farkında olmadan ne kadar büyük duygusal zararlar veriyoruz en kıymetlilerimize.
YETENEKLİ ÇOCUĞUN DRAMI Alice Miller
Psikoloji eserleri sevenlerin dikkatine.."Yetenekli Çocuğun Dramı" kitabı; ülkemizde davranışçı terapi akımınca henüz yeni yeni ele alınan çocukluk çağı travmalarına ışık tutan, 1980'li yıllarda Alice Miller tarafından yazılmış bir kült eser. Kitabın başlığı aldatıcı görünüyor adeta çocuk yetenekleriyle ilgili bir kitapmış gibi. Oysa Miller'ın bahsettiği yetenek; insanoğlunun en muhtaç ve savunmasız dönemi olan çocukluk cağında, kendisine bakan kişilerden-çoğunlukla ebeveynler- duygusal ihtiyaçlarının karşılanması için nasıl incinip, kendi benliklerinden vazgeçmek zorunda kaldıklarını ve yetişkinlerin, diğer tüm insanların duygularını anlamada ve ona göre hareket etme konusunda olağanüstü "yetenek" geliştirdiklerine ilişkin bir kitap başlığı bu.








