4 Aralık 2020 Cuma

KOKOLOJİ

Bil Bakalım Sen Kimsin? KOKOLOJİ Kendini Keşfetme Oyunu..
.

Eğlenceli psikolojik testlere, oyunlara düşkün olanlar kadar bir o kadar da sevmeyen olduğunu biliyorum. Sevenler için tavsiyem mutlaka kitapsever olarak raflarda gözünüze ilişmiştir bu kitap fakat edinmediyseniz gönül rahatlığıyla edinebilirsiniz. 
.
.
Kısa durum, olay anlatılarına ve bu anlatılar üzerinden sorulan sorulara verdiğiniz yanıtların, çağrışımlarınızın psikolojik açıdan değerlendirilmesine dayanan eğlenceli bir kitap.  Kitabın iki yazarı var biri Japon Prof Saito, ki Saito uzmanlığı psikoloji olan bir biliminsanı, diğeri ise kitabı eğlenceli hale getiren Nagao. İşin bilimsel kısmı hakkında birşey diyemeyeceğim bana batı literatüründeki Beier Cümle tamamlama testini çağrıştırdı mesela. Fakat onda çağrışım var sadece, fakat bu kitap sizi değerlendiriyor aynı zamanda.  Çağrışım her türlü iyidir, hem sağaltım sağlar hem de zenginleştirir yaratıcı kılar bizi. O sebeple hem eğlenceli hem de faydalı.
.
Bu kitabı yıllar önce almıştım. Arada  rastgele bir sayfa açıp Kokoloji Oyunu 'nu kendi kendime oynuyorum.  Aradan zaman geçtikten sonra tekrar tekrar elinize alıp gözden geçirebilirsiniz, hatta sorulara verdiğiniz yanıtların ruh halinize göre ve zaman içinde değiştiğini görebilirsiniz. 
.
Kokoloji kitabı çok sevildigi için yeni oyunlarla devam etti, Kokoloji 2 ve 3 ü de yayınlandı ama ne yazık ki henüz bu kitapları edinmedim. 
.
Son olarak bu kitaptaki oyunları yalnız oynamaktan ziyade grup halinde oynamanın daha zevkli olduğu ve  insanları birbirine yaklaştırdığı, bu sebeple kitabın beraberce okunması tavsiyesi yazarlarımıza ait...
.
.______________________________________________

1 Kasım 2020 Pazar

Fedailerin Yuvası Alamut Kalesi- Peter Willey

Uzun zamandır okumak istediğim bir kitaptı Alamut. Öncelikle, kitabın,  tarih okumayı pek sevmeyenlerin bile kolayca okuyabileceği bir dili olduğunu belirtmeliyim. Batılı bir araştırmacının yazdığı bu kitapta, Fatımi dönemdeki İsmaili düşünürlerin Yunan felsefesini Hristiyan dünyasından çok daha iyi bildiklerini, yine bu dönemde halk için okul, kütüphane ve fakülteler açıldığını anlatıyor. Bu, kitabın en ilgimi çeken kısmı oldu. Haşhaşilik' in Marco Polo 'nun efsanelerine dayandığından ve dilden dile abartıldığından  bahsedilmiş. Ismaililerin savunma amaçlı inşa ettikleri kaleleri anlatılırken, Hasan Sabbah in Selçuklulardan 'Cahil Türkler'  diye bahsettiği, sert ve baskıcı tutumlarından yakındığı dile getirilmiş.

16 Haziran 2020 Salı

Beş Sevim Apartmanı

Başlangıçta diyecektim ki üstat Hüseyin Rahmi Gürpınar'dan bu yana cinli, perili efsunlu hikayeler; son dönemde gülünçlü kitaplar içerisinde bolca yer alıyor. Ama baktım ki kitap mizahla başlar gibi oldu, trajediler, dramlar anlatıldıktan sonra nihayetinde cinayet romanına döndü. Ruh ve akıl hastaları n'olur mizah(ımsı) kitaplara malzeme olmasın, bir yandan toplumsal sorunları da vurguluyorum bahanesiyle. Çünkü bu hastalar çok acı çekiyor, onkoloji hastası nasıl mizah konusu edilmiyorsa, psikiyatri hastalarına da aynı özen  gösterilmeli.. evet bu tip  kitaplar çok okunuyor, eğlendiriyor vs ama sonra bir an uyanıp ben ne yapıyorum diyorsunuz..sanırım bu ara içinde  "deliler" olan bu tür kitaplardan uzak durmalıyım..
Yalnız kitabın kapak tasarımını sevdim, konuyla alakalı(apartmanın ilk sahibine gönderme yapmış) ve orijinal olmuş..

Ihlamurlar Altında

Bu dev ıhlamur ağaçları insanı sarhoş eden mis gibi bir koku  yayıyor etrafa.. evin içi hep mis kokuyor.. bir şişeye dolduruluverse ya...

25 Mayıs 2020 Pazartesi

Camdaki Kız, Gülseren Budayıcıoğlu

Yazarlar, kitaplarıyla açar kendilerini okuruna.  Bir yazarın tüm kitaplarını okuduysanız, o yazar artık aileden biri, bir yakınınız gibidir.

Gülseren hocanın, okuru olarak, Ankara'daki kırmızı dekorlu, mona lisa tablolu, içinde her zaman bir vazo taze çiçek bulunan odasının bir müdavimi gibi hissediyorum kendimi. Yardımcısı anaç, enerjik Tuna Hanımı tanıyor gibiyim. Her ikisini de yolda görsem boyunlarına sarılacak gibiyim. Bu samimiyeti, sıcaklığı okuruna veren, hissettiren tabii ki Gülseren hoca.

Eğer gündelik insani konu ve olaylardan usandıysanız, kurgu edebiyat sevenlerdenseniz, Gülseren hocanın tamamen gerçek yaşam öykülerini kaleme aldığı kitaplarını öneremem. Ancak onun kitaplarını okumak asla zaman kaybı olmadığı gibi sağlayacağınız kazanımlar da cabası olacaktır.

Bu kitabında da, diğer kitaplarında olduğu gibi ana konu ve karakterlerin dışında bir de araya sıkıştırdığı kendisine gelen başka danışanların küçük öyküleriyle geçişler sağlıyor. Olay örgüsünü bu şekilde oluşturuyor. Tv dizisine yansıyan, Camdaki Kız'da geçen bir yan öykü aslında.  Üslubu kendine has, rastgele herhangi bir pasajı okuttuğunuzda ona ait olup olmadığını  söyleyebilir okuyan.  

Camdaki Kız'da aşk, ayrılık,aldatılma psikolojisini işliyor Gülseren hoca. Hayatın içinden, bilindik öyküler.  Niçin benzer öykülerin tekrar tekrar yaşandığının yanıtıysa hocamızda. Kendi vicdanının  insana yaşattığı cezalar; çocukluğundan beri kendini tekrarlayan kader motifinin de bir sonucu.  

Kitaplarında, Gülseren hocanın, başkalarının bunca acı ve felaketlerinden bahsederken satır aralarında kendi mutlu çocukluğu, zarif anne babası; uyumlu, paylaşımcı kardeşleri; yakışıklı akıllı,ona çok aşık eşi ve yine güzel, akıllı başarılı çocuklarından bahsetmesi birçok kişi gibi beni de biraz yadırgatmıştı. Sonradan onu çok iyi anladım ve hakkını teslim ettim. Mesleği gereği, o kadar çok, ahlak ve akıldışı ilişki, kişi ve olayla karşılaşmış ki güzel yaşantıları takdir etme gereği duyuyor. Dile kolay bunca kötü yaşam (ensest, ahlakdışı çapraşık ilişkiler, ve sözde bunun adına ölme öldürme)  sadece bizim coğrafyamızda değil tüm dünya toplumlarında sanılandan daha yaygın.

Bol keyifli okumalar..

22 Mayıs 2020 Cuma

Kral Kaybederse, Gülseren Budayıcıoğlu

Kitabı okuyalı aylar oldu. O yüzden ayrıntıyı hiç hatırlamıyorum. Halihazırda kitabı okumuşken yazsaydım iyi olurdu ama bugüne  kısmetmiş. 
 Gülseren Budayıcıoğlu'nun okuduğum ilk kitabı 'Kral Kaybederse'.. Zaten bu kitabın akıcılığı, bana yazarın diğer tüm kitaplarını okuttu. 
Klasikleşmiş edebi eserlere baktığınızda, edebiyatçıların çok iyi psikolojik analizler yaptığına tanık olursunuz. Bu kitabın yazarı bir psikiyatrist. Belki bir edebiyatçı değil ama anlatısına serptiği psikolojik analizler kitabını çekici kılmış. 
Kitaptaki baş karakterler: Adam, karısı, adamın metresi (kibarca sevgilisi). Bilindik hikaye. Aslında dışarıdan bakıldığında çapraşık, hatta bazen manasız mantıksız görünen ilişki türleri, insan davranışları; kişinin çocukluğundan gelen bağlanma stilleriyle ilgilidir. Güvensiz bağlanma, kaçınmacı ve kaygılı bağlanma stiline sahip kişiler sağlıklı ilişkiler kurmakta oldukça zorlanırlar. Bunun dışında düşük özsaygı da kişiyi yanlış partnerlere yönlendirebiliyor. 
Gülseren Budayıcıoğlu'nun sık sık bahsettiği 'kader motifi' dediği şey, şema terapide geçen, olumsuz şema'lardan aslında. Sözgelimi bir kişinin şikayet ettiği, hep aynı  tip insanları sürekli yaşamına çekmesi gibi. 
Kitabın insanlarca sevilme sebebi aslında toplumda sıkça rastlanan olayların, ilişkilerin güzel özetlenmesi. Senaryoya çok uygun bir metin.  Detayları unutma sebebiniz de tam da bu, bir insanın içinde tüm insanlığı bulabilme meselesi aslında . 

Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa- Ayfer Tunç

😱Deliler" çoğu kere tiyatro eserlerine ve edebi eserlere konu olmuştur. Çünkü, "deliler"in olduğu yerde gülünçlü olaylar olur. Bir de yazarın da deyimiyle kim akıllı kim deli belli olmayan şu dünyada; günlük yaşamda etrafımızda, isyerimizde, evimizin içerisinde hatta aynaya baktığımızda karşımızda birçok tatlı deli görürüz.
😱Yazarımız, bir Ruh Sağlığı Hastanesi nin hizmetlisinden başhekimine kadar tüm personelinin tatlı deliliklerini eğlenceli bir dille anlatıyor.
😱Kitap, başlangıçta, iç-içe geçmiş kişi tasvirleriyle biraz ağır ilerliyor. Insanlar zinciriyle karşılaşıyorsunuz adeta. Hemen hemen birbiriyle rastlaşan her insanın hayatına değinmiş yazar.
😱Başlangıçta sıradan insanların hayatlarında özellikle eşlerinin vurduğu hançerlerden hafifçe eseneklenenler anlatılmış. Ama kitapta ilahi adalet de söz konusu, eden bir şekilde buluyor.
😱Bazen anlatılan kişinin atalarından da bahsedilerek 100 yıl kadar gerilere sıçranmış, tarihi bir mizansenin içinde buluyorsunuz kendinizi. Hikaye içinde hikaye, kitap içinde kitap okuyorsunuz. Fakat kişiler ve olayların ayrıntısına girmeden adeta daldan dala atlayarak okuyup geçiyorsunuz. Kitabın yazımında bir hız var. Öyle baş karakterler falan da yok. Kişileri yüzeysel yalayıp geçiyor detay derin analizler yapmıyor. Dile kolay 515 sayfaya 248 roman karakteri sığdıran yazar, zaten yoğun tasvirler yapamazdı. Bu kadar kişiyi nasıl saydın diyecek olursanız, arkada bir dizin hazırlamış yazarımız. Ilk ikiyüz sayfa biraz ağır aksa da, kitap sonrasında çok neşeleniyor.
😱 Keyifli, eğlenceli bir kitap.