3 Mayıs 2020 Pazar

SERGÜZEŞT-SAMİ PAŞAZADE SEZAİ



Henüz 9 yaşındayken İstanbul'a getirilip esir pazarında halayık olarak satılan Çerkez kızın hazin öyküsü.

Kendisi "paşazade" olan yazarımız bir halayığın duygularını müthiş bir empatiyle ustaca ortaya koyuyor.

Bu kitap bundan 130 yıl önce yazılmış, bu insanlık için çok da eski uzun bir süre değil. O dönemde köle pazarlarının olması ve insanların eşya gibi alınıp satılması insana ne kadar tuhaf geliyor değil mi.. (İstanbul Esir Pazarı 1847’de kaldırıldı)

Spoiler: Dilber in hayata tutunamama sebebi, Celal'in aşkından mahrum oluşu değil; kimsesizlik, çaresizlik, sevgisizlik, ümitsizlikti. Celal'den aldığı bir damla sevgi kırıntısı ve çabucak bu sevgiyi de kaybetmesi, Dilber' i çok daha kötü etkiledi. Diğer yandan Celalin ailesi oğullarına layık olmayan esir (halayık) kızdan kurtuldular, fakat oğullarının akibetini de bilemiyoruz. Çünkü Sezai, Celalin menenjit olduğundan bahsetmiş, iyileşip iyileşemediğinden bahsetmiyor. Ucu açık bırakılmış.

Maalesef efendi köle aşkı kısacık tatlı bir sergüzeşt(macera) olmaktan öte geçemiyor. Sonrası iki genç için de felaket oluyor.

Klasiklerden şaşmamak gerekiyor. Özellikle genç okurlara Türk ve Dünya Klasiklerini mutlaka okumalarını öneriyorum.

Bu eser de mutlaka kitaplıklarınızda yer alması gereken eserlerden...